Ermenistan Vizesi

Ermenistan Vizesi nasıl alınır?
Gürcistan’a Zugdidi’den Tiflis’e doğru trenle yol alırken bir anda Ermenistan’a gidesim geldi. Gece yolculuğu yaptığım trenden sabah 6.30 da iner inmez Ermenistan yoluna koyuldum. Vizeyi kapıda almak için yanınızda 3000amd (yaklaşık 7 dolar) olması gerek. Yoksa polis eşliğinde sınırda parayı değiştirebiliyormuşsun. Kredi kartın varsa onla da ödeyebilirsin. Gürcistan sınırından elimi kolumu sallayarak hiç 0stüm aranmadan ülkeden çıktım. Ermenistan sınırında vize için var olan büroya gittim ve benden sadece 3000amd para istediler. Türk olduğumu bilmelerine rağmen çok saygılılardı. Yani Türkiye’den geldim diye farklı bir yaklaşım göstermediler. Parayı verdim 21 günlük vizeyi aldım. Gümrük polisi ise nerede kalacağımı kaç gün kalacağımı sordu. Ve direk girişime izin verdi. Yine elimi kolumu sallayarak üstüm başım aranmadan ülkeye girdim. Otostop ile Erevan şehrine vardım.

Moldova macerası

Moldova’ya Ukrayna’dan sandal ile geçtim. İlk durağım olan Çingenelerin başkenti Soroca’ya vardım. Yüzlerce inşaat halinde büyük kocaman 3 katlı evler var. Ve Moldova’ya bulunan tek kale. Evler çok dikkat çekici. Çünkü şahane bir mimari ile başlamışlar ama dış tasarımı yarıda bırakmışlar. İçinde yaşıyorlar. Neden bitirmediklerini ise sonradan öğrendim. Eğer bitirirlerse vergi ödemeye başlayacaklar. Vergiden kaçmak için bitirmiyorlar. Sonra ki durağım Beltsy burada bir ailenin yanında kaldım. Bana geleneksel yemeklerini yaptılar ve ailecek yedik. Çok hoş bir deneyimdi. Oradan Chisinau’ya gittim. Orada şimdiye kadar 90 ülkede bulunmuş bir Kolombiyalı ile Orhei ve etrafındaki bölgeyi gezdik. Orhei’de 350 mağaranın bulunduğu eski bir tapınak bulunuyor. Eskiden Hristiyan rahipler yaşıyormuş. Gagavuz Türklerinin bulunduğu Gagavuz Cumhuriyeti’ne gittim. Bizim Trakya şivesi ile konuşuyorlar. Genelde Rusça konuştuklarından ötürü kendi dillerini unutmaya başlamışlar. Burası Moldova’ya bağlı bir alan. Ama kendilerine ait marşı, başkanı, bayramı felan var. Ülke içinde ülke gibi bişey. Bir köyde misafir oldum ve çok ilginç bilgiler edindim. Hiçbir ülkenin kabul etmediği Transdinyester adlı bir ülkeye gittim. Sovyetler Birliğini parçalandıktan sonra Moldova’ya ait olan bu ülke Şerif adlı bir holding sayesinde kendilerini Moldova’dan ayrı bir Rus ülkesi olarak göstermişler. Son birkaç yıla kadar hala sovyetler esintisi yaşanıyormuş. Kendilerine ait para birimi, bayrağı, cumhurbaşkanı var yani aslında bir ülke. Toplamda 8 gün buraları gezdim ve tekrar Ukrayna’ya döndüm. Daha fazla bilgiye ve/veya doğru bilgiye  internetten erişin derim çünkü bu bilgileri az çok İngilizce ve rusçam ile öğrenebildim. Tek söyleyeceğim şey ben Moldova’yı çok sevdim. 

Belarus

Ukrayna’dan Belarus’a gitmeye karar verdim. Otostop ile Kiev’den sınıra Belarus sınırına yakın Chernihiv iline geldim. Bu il hakkında hiçbir fikrim yoktu. Meğer orada enerjisini yüksek bir yer varmış. Hemen atladım gittim tabi. Kendimi o enerji ile doldurdum. Şehirde Belarus için gereken sağlık sigortası işlemini yaptırdım. Ertesi gün doğruca Belarus yoluna düştüm. Ukrayna sınırını rahatlıkla geçtim. Belarus sınırında iken meğer bana yapılan sağlık sigortasının yanlış yapıldığını öğrendim. Neyse ki sınırda da sigorta işlemi yapılıyordu. 1 günlüğüne 1 euro vererek 5 günlük sigorta yaptırdım. Aslında bir iki günlük de yaptırsam olurmuş çünkü kimse çıkarken bakmadı. Otostop ile Gomel’e varmayı oradan da herhangi bir ulaşım aracı ile Minsk’e varmayı planlıyordum. Otostop çekerken askerlerin durup beni Gomel’e kadar götürmesi büyük şanstı. Gomel’den aldığım tren bileti meğer hızlı trenmiş. Hızlıca Minsk’e varmış oldum. Orada arkadaşımın arkadaşının evinde 3 gece kaldım. Şansıma havanın soğuk ve yağmurlu olmasıyla pek birşey göremesemde insanlarla sohbet etmek güzeldi. Son bir buçuk günümü Brest ilinde harcamak istediğimden sabahın ilk ışıklarıyla otostoba yola koyuldum. Havanın soğuk ve yağmurlu olması neden otostop çektiğimi düşündürdü ama neyse birkaç araç değiştirerek Brest’e vardım. Bir arkadaşın çok güzel bahçeli ufak bir evinde misafir oldum. Brest’e havanın güzel olmasıyla dışarının tadını gezerek çıkardık. Ertesi gün Belarus’da 5 günlük kalma sürem biteceği için Ukrayna’ya doğru yola koyuldum. Yağmur çamur soğuk derken zar zor sınıra kadar otostop ile geldim. Belarus sınırında ülkeden çıkarken 10 defa pasaportumu incelediler. 5 defa sorguya çekildim felan derken 1 saatinin sonunda ülkeden çıkabildim. Ukrayna’daki Rivne şehrine 2 otobüs değiştirerek vardım. 

Ukrayna’da 1.bölüm

Ukrayna’da 1.bölüm

6 Haziran 00.35 de uçağım Odessa havalimanına indi. Kalacağım arkadaşlar gece havalimanında yatma biz sana taksi ayarlayacağız demeleriyle Ukrayna’da ki günler güzel başladı. 3 dolar gibi bir ücret karşılığı arkadaşların evine gittim. Güzel bir vejetaryen yemekle beni karşıladılar. Sabah makarna ve annemin yaptığı poğaçalar ile kahvaltı yaptık. Nereleri gidip görmem gerektiğine karar verildikten sonra yola çıktık. Hat almama yardımcı oldular sonra onlar işlerine gitti ben ise Odessa’yı tanımaya. Ertesi gün ise Odessa’da bulunan partizanlara ev sahipliği yapan Avrupa’nın en uzun yer altı şehrine sarhoş bir arkadaş ile indim. Biraz alkollü olmasından mı yoksa gerçekten var olmasından mı bilmem ama Sovyetler Birliğinden kalma gizli laboratuvarlardan bahsetti. Bazılarını kendisi görmüş. Bir dahaki buluşmamız da eğer gerçekse bunları gösterecek. Odessa’da birkaç gün geçirdikten sonra 15 saatlik bir tren yolculuğu ile Zaporizhzhia’ya vardım. Şehre ait en güzel yer adası bu nedenle bisiklet ile tüm adayı gezdim. Şehir o kadar da güzel değil ama fazla yabancının olmaması Ukrayna’nın gerçek yüzünü görmemi sağladığı için 4 gün de burada kaldım. Buradan Kharkiv’e geçtim. İlk günümü müzik festivaline katılarak geçirdim. Burada da 4 gün kaldım ve Ukrayna yemeklerini tattım, sovyetlerden kalma eserlerini ziyaret ettim. Ara sokakları gezmek beni Ukrayna’yı daha da iyi tanımamı sağladı. 4 günün sonunda Kiev’e geldim. Şahane burası burayı o kadar sevdim ki galiba 10 gün kaldım. Burada masaj ve enerji çalışmaları yapmaya karar verdim ve bazı kişilere yemek ve kalmak şartı ile seanslar yaptım bazılarına cüzi miktarda para almak için.. Yakında Belarus’da olacağım. 4 veya 5 gün kaldıktan sonra Ukrayna’nın diğer bölgelerine gideceğim.

Japonya’dan sınır dışı edildim

Tayvan’dan sonraki durağım Japonya’ydı. Bir ay önceden zaten uçak bileti almıştım. Tayvan’dan çıkarken hiç sorun yaşamadım. Japonya’dan sonra nereye gideceğimi gösteren belgeyi göstererek çok rahatlıkla Osaka’ya uçtum. Uçakta iken yanımda oturan japon çiftle sohbet ettim ve onlar beni sevdiklerinden dolayı havalimanından gideceğim yere kadar bırakacaklarını söylediler. Böyle de güzel insanlar. Japonya’ya girişimi yapmak için pasaportumu görevliye uzatır uzatmaz birşeylerin ters gittiğini hissettim. Bir görevli çağrıldı ve ben onun peşinden beni sorguya çekecekleri ofise gittim. Gece 12’den sabah 5’e kadar 3 defa sorguya çekildim. Tüm eşyalarım didik didik arandı. 2 defa farklı tarayıcılardan geçtim. Bana nereden okuduğumdan başlayarak tüm öz geçmişi sordular. Hangi gün nereye gittiğimi hangi ülkede kaç gün kaldığımı ne yiyip içtiğimi sordular. 3. sorgulamada Japonya’da nereleri gezeceğimi, oradan sonra hangi ülkeye gideceğimi ve o ülkeden sonra nereye gideceğimi sordular. Herşeye tek tek titizlikle cevap vermeme rağmen senin gezgin olduğuna inanmıyorum deyip ülkeye sokmadı. Sınırdışı edildiğime dair belgeler imzaladım. En son dediği şey şuydu istersen Japonya devletini mahkemeye ver benim kararım değişmeyecek seni almayacağım. Bunları duyduğumda öfkelenebilir veya üzülebilirdim ama benim iki düşüncem vardı. İlki Türkiye’de ki insanların bana ihtiyacı olduğu ve ikincisi Avrupa ya da Rusya taraflarına gidebilme şansımın olduğu. Neyse bir gece nezarethane dediğim yerde yattım. Japonya’ya Tayvan’dan uçtuğum için ilk olarak oraya geri uçmam gerekti. Tayvan’dan da Türkiye’ye uçmam gerekti. Sadece giden paraya üzüldüm. Türkiye’ye geldim gerçekten bir çok kişinin bana ihtiyacı varmış ki yoga derslerim, şifa seanslarım ve masaj seanslarım başladı. Rusya ve Avrupa’ya vizenin pahalı olmasından dolayı kendimi 5 Haziranda Ukrayna’ ya götüreceğim… Bakalım zaman ve yol ne gösterecek…
Dip not: benim bulunduğum zaman bir Türk daha vardı ve onun gidiş dönüş uçak bileti ve otelde rezervasyonu vardı onu da almadılar. Türkleri almamalarının sebebi kaçak olarak çalışmaları ve duyduğuma göre hırsızlık, kaçakçılık yapmaları. Doğru mu yalan mı bilmem…

Tayvan

Myanmar’da iken bir arkadaşımla Tayvan’a uçmaya karar verdik. Tayland’dan uçmak daha ucuz olduğu için 7 günümüzü Tayland’da bileklik satarak ve geçen sefer gittiğim çiftliğe giderek zaman geçirdik. Tayvan’ın bizi yağmur ve soğuk ile karşılaması hiç güzel olmamıştı. Moralimizi bozdu ve gezme hevesimizi kırdı. Sıcağa o kadar alışmıştık ki Myanmar ve Tayland’da havanın 20 nin altına düşmesi bize soğuk gelmişti. Her neyse ilk iki gün yağmurlu havayı Taipei’de evde oturarak ve parklarda yürüyüş yaparak geçirdik. Üçüncü günümüzü bileklik satmak için harcadık ama hiç kimsenin almaması ve polisin bizi kaldırması moralimizi yine bozdu. Dördüncü gün hava güzelleşti ve bunun tadını çıkarmak için birçok turistik bölgeye ve ara sokakları gezdik. Bir sonraki ilimiz Shin Chu idi. Şehirde hiçbir şey yok ama bizim gibi şanslı iseniz Tayvan’lı bir arkadaşınız olabilir ve sizi gezdirebilir. Dağlarda Hakka yerlilerinin yaşadığı yerlere gittik. Sonra ki durağımız Tayvan’ın yemekleriyle ünlü olan şehri Tainan’a gittik. Hem mimari güzelliği hem yemeklerinin muhteşemliği bizi bizden aldı. İki gün boyunca bol bol yemek yiyerek zaman geçirdik. Chiayi şehrinde Alishan diye meşhur bir trekking yolu var. Herkesin bize onu önermesi ile biz oraya gittik. Gidişi ve girişi pahalı, varınca anladık ki gitmeye değmez. Arkadaşımın Tayvan’dan gitme zamanı yaklaştığı için bizde havalimanına yakın bir şehir olan Taichung’a gittik. Çevresini yürüyerek ve tabi ki gece pazarlarına gidip yemek yiyerek zaman geçirdik. Taoyuan adlı şehirde arkadaşımla son günümü geçirdim. O kendi yoluna ben kendi yoluma devam etmek için bir süreliğine ayrıldık. Bakalım ne zaman bir daha görüşeceğiz. Gerçek yerli halk ile tanışmak ve onların yaşantılarını görmek için Hualien ve Taitung bölgelerinde hemen hemen 2 haftamı geçirdim. Kendilerine ait dil, gelenek ve görenekleri var ama tabi ki gittikçe uzaklaşmaya başlamışlar. Şansıma o çevrede arkadaşım vardı onun çiftliğinde kaldım. Deniz manzarası eşliğinde arkadaşımın bebeği ile tüm gün oyun oynayarak ve Tayvan’ın kültürünü öğrenerek zaman geçirdim. Bir festivale katıldım orada sokakta değişik sanatsal çalışmalar yapanlar veya ikinci el değişik eşyalar satanlar vardı. Bende orada masaj tezgahımı açtım harcadığım paranın birazı çıkarmak için. Zamanımı dağlarda yürüyüş yaparak sessizlik içinde sessizliği dinleyerek geçirdim. Tayvan’da ki son üç günümü birilerinin aracılığı ile beni bulan bir ailenin evinde ev halkına masaj ve enerji seansları yaparak geçirdim. Yolculuk Japonya’ya…

Myanmar Macerası

Myanmar’a Tayland’ın Mae Sot kapısından girdim. İlk gün askeri araca ve o askerlerin bana başka bir araç durdurmasıyla ilk büyük şehre vardım. İki manastır arasında ki ağaçlık alana çadırımı kurdum. Ve geceyi orada geçirdim. Sabah rahiplerin sesleriyle uyandım. Çadırımı toplayıp çantamı ağaç dallarının arasına koyup şehre gezmeye çıktım. Şehri birkaç saat gezdikten sonra tekrar çantamı koyduğum yere döndüğümde çantam yoktu. Orada ki rahiplere benim çantam nerede sorusunu sormaya çalışırken başka bir rahip benim çantayı alıp odasına götürmüş meğer.. Sevinçle çantama kavuşup tekrar otostoba başladım. Birkaç araç değiştirdikten sonra hayatımda tanıştığım en iyi taksi şoförü durdu. Hemen hemen 200 kilometre gittik. Sonra yemek yedirdi, tren bileti aldı ve beni Yangon’a gönderdi. 2 gün bir hostelde kaldım. Yangon’u karış karış gezmeye çalıştım. Oradan thabarwa meditasyon merkezine gittim(bir önceki yazım). 5 gün insanlara koşulsuz iyilik yaptım. Sonra 6 günlüğüne su orucu tutup meditasyon yaptığımız tapınağa 11 kişi ile geldik. Eğitim bittikten sonra ben tekrar otostop ile yola koyuldum. Hayatımın en zor yollarını en güzel ve iyi insanlarla aldım. İlk gün balıkçı köyünde bir tapınakta kaldım. Sabahına köyü gezdik. Asya’nın en güzel sahili olan ngapali Beach ‘e geldik. Oradan tekrar otostop ile mrauk-u yola koyuldum. Yolda düğüne katıldım yemek yedirdiler. Tehlikeli ve zor bir yolculuğu birkaç araç değiştirerek en sonunda ise bir otobüsün beni götürmesiyle bitirmiş oldum. Yol çok uzun olmasından dolayı bir gece otobüste yattım. Mrauk-u gezdikten sonra tekrar yola koyuldum. Hükümet aracının almasıyla Magway’e kadar yol aldım. Magway’de kendime çadır kuracağım bir yer ararken bir arkadaş durdu. Myanmar’da turistlerin hotel haricinde bir yerde kalması yasak bu nedenden dolayı arkadaş benim için endişelendi ve bana ucuz bir hotel buldu. Hotele yerleştikten sonra birlikte şehri gezdik. Yerel yemekler yedik. Böylece bir günüm daha mutlu sonla bitti. Ertesi sabah tekrar yola koyuldum. Bu sefer hedefim tapınaklar şehri Bagan. Yolda otostop çekerken bir manastır kurucusu olan rahip durdu. Onla 3 farklı haritada olmayan manastır gezdik. Sonra birlikte Bagan’a kadar geldik. Rahibin aracı olmasıyla Budist rahiplerle birlikte manastırda kaldım. Bu zamana kadar gezdiğim yerler turistik değildi ve insanların gerçek yüzünü gördüm. Ama Bagan’a vardığımda yalancı gülüşler beni biraz üzdü. Gitmek istediğim birkaç yer daha vardı ve oralarda böyle turistik olması ve bu nedenle yalancı gülüşlerin olacağı düşüncesi beni tekrar thabarwa meditasyon merkezine döndürdü. Son birkaç günümü burada yine insanlara yardım ederek geçireceğim..

Myanmar’da iyilik merkezi

Thabarwa meditasyon merkezi
Myanmar’a giriş yaptığımda aklımda meditasyon yapmak vardı. Thabarwa merkezini duyunca en kısa zamanda oraya gittim. Ama beklediğim gibi bir meditasyon merkezi değil çok daha üstün birşeydi. Çünkü içinde 3 hastanesi olan fakirlerin, zihinsel ve fiziksel engeli olanların, yaşlıların ve Budist erkek ve kadın rahiplerin yaşadığı bir yerleşim yeriydi. Ben orada kaldığım zamanlarda 45 tane yabancı gönüllü vardı. Gönüllüler isterlerse insanlara yardım edebilir, ingilizce öğretebilir veya hiçbir şey yapmayıp yatabilir ve bedavaya yemek yiyebilir. Thabarwa meditation center (meditasyon merkezi) iyiliğin sadece iyilik için yapıldığı bir yerdi. Benim orada ne yaptığıma gelirsek.. Budist rahiplerle birlikte köylere gidip rahiplere sunulan yemekleri taşıdım. Fiziksel sorunu olan kişilere egzersiz yaptırdım. Ve masaj yaptım. Çalışma yaptığımız kişilerin daha iyi yürüdüğünü veya kolunu daha iyi hareket ettirdiğini görmek paha biçilemez bir tecrübeydi. Yürüyemeyen insanları tekerlekli sandalye ile ibadetlerini etsinler diye pagoda taşıdım. Beni odalarında gördüklerinde çocuklar gibi seviniyorlardı. Dilini bilmediğin kişilere tamamen karşılıksız bir şekilde yardım etmek değişik bir tecrübe idi. Gönüller sabah ve öğlen yemeklerini Budistlere sunulanları yiyordu ama akşam yemeği için toplanıp hep beraber yemek hazırlıyordu. Orada ki 5 günümü böyle şeyler yaparak geçirdikten sonra Budist kadın rahibin eşliğinde 11 kişi sahile sıfır ormanın içinde toplamda 5 kişinin yaşadığı bir tapınağa geldik. 6 günlük meditasyon eğitimimiz başladı. 6 gün boyunca sadece su içtik ve oturarak, yürüyerek ve ayak durarak günde en az 8 saat meditasyon yaptık. Son 2 haftamı da Myanmar’ı gezerek geçireceğim…

Tayland 2.kısım (2019)

Chiang Mai ‘de Tai Chi ve qigong eğitimine başlayacaktım ama Kanchaburuni’ de bunları yapan bir grup olduğunu duyunca Ayutthaya’dan otostop ile geri Kanchaburuni’ye döndüm. 5 gün onlarla birlikte sabah 5 ile 8 arası çalışmalar yaptık. Ve diğer zamanlarımı doğanın içinde bisiklet sürerek ve değişik tapınaklar gezerek geçirdim. 5 günün sonunda ayrılma vakti geldi. Bir günlüğüne beni bir okula ingilizce ve yoga dersi vermem için götürdüler. O okul bir çiftliğin içinde yatılı okuldu. Sabah Budizm derslerini rahiplerden alıyorlardı. Diğer temel derslerini öğlenden sonra alıyorlardı. Budizm dersinden sonra birkaç saat tarlada çalışıyorlardı. Bende onlara sabah yoga dersi akşamda ingilizce dersi verdim. Ertesi günün sabahına yola Chiang Mai’ye doğru yola çıktım. Galiba 10 araç değiştirerek kalacağım hostele vardım. Ertesi gün her günün aynı olacağı günler başladı. Sabah 5 ile 9 arasında Tai Chi ve qigong çalışmaları yapıyordum. Saat 9 ile 5 arasında ise eski masaj okulum olan yerde gönüllü thai masajı eğitimi verdim. Okuldan sonra ise bazen masaj seansı isteyen kişilere seans yaptım. Umarım şifa olmuşumdur. Bu böyle 30 gün boyunca devam etti. Sonra ki 15 gün sıradan günlerim değişmeye başladı. Ailesi şifacı olan birisinden masaj eğitim almaya başladım. Kaldığım hostelde Türk gezgin bir kızla tanıştım. O bana iplerle bileklik yapmayı öğretti. Öğrenince eski kalan bileklikleri de yanıma alarak akşam saatlerinde sokakta bileklik yapıp satmaya başladım. Bazı günler o kız arkadaş da yanıma gelerek birlikte satış yaptık. Satış haricinde ne yapabilirim diye hostel sahibiyle konuşurken sokakta masaj yapabilirsin önerisiyle sokağa tabure koydum ve omuz-boyun masajı yapabilirim yazısını koydum. Satışlar haricinde bir de sokakta masaj yapmaya başladım. Böylelikle 45 günümü Chiang Mai’de geçirmiş oldum. Başka bir ülkeye doğru yavaş yavaş gideceğim…