Hindistan Macerası

(2016-2017)

Hindistan yolculuğuna çıkmama vesile olan birinci ve en büyük etken yoga idi. Üniversitedeyken, şans eseri bir yoga hocası ile tanışmıştım. O gün meğer hayatımı etkileyen çok önemli bir günmüş. Yoga yapmaya ilk defa o zaman başladım. Bilgisayar mühendisliği eğitimimi dondurup İstanbul’a geldiğimde yoga yapmaya devam etmek istedim. Bulduğum yoga hocasından karma yoga(iş paylaşımı) karşılığında, ders almaya başladım. Bu süreçte, kafamdaki plan Çin’e gitmek, orada bir tapınakta kalıp meditasyon ve şifa konuları ile ilgili eğitimler almaktı. Lakin, yoga hocam bana, ‘sen Hindistan’a git’ dedi ve istediğim eğitimleri orada alabileceğimi söyledi. 

İkinci etken ise, Hindistan’daki yeraltı dünyasını anlatan ve okuduğumda beni çok etkilemiş olan kitaptı. Kitapta bahsi geçen Goa ve Mumbai, bende oraları görme isteği uyandırdı. Beni bu kadar etkileyen, ta oraları görme isteği uyandıran bu kitabın adı Shantaram. 

İşte bu iki olay sayesinde bir de baktım Hindistan vizesine başvuruyorum. Karar verdikten iki hafta sonra Hindistan Delhi’de buldum kendimi. Hindistan’a gitmeden önce Kırgızistan’a uğradım. 

Kırgızistan’daki son günlerimi heyecanla Hindistan’a uçacağım günü bekleyerek geçirdim. Dünyanın en kalabalık ve farklı yerine gideceğim için değişik bir his içindeyim. Couchsurfing üzerinden tanıştığım arkadaş havalimanından beni karşıladı. 4 gün boyunca birlikte gezdik, yedik eğlendik. İlk defa Hindistan’a gittiğim için her sokakta heyecanla tapınaklara girip çıkıyordum. Büyüğünden küçüğüne, gidebildiğim tüm dini yerlere gittim. Dördüncü günün sonunda Dharamsala’ya gitmeye karar verdim.

Delhi’de tanıştığım arkadaş sayesinde güzel bir otobüs ayarlayıp Tibetlilerin yaşadığı bölgeye gittim. Uzun süren bir gece yolculuğundan sonra güneşin ilk ışıklarıyla Dharamsala’ya vardım. Uygun bir fiyata Hindistanlı bir ailenin evinde kaldım. Evin sahibi meditasyon hocasıydı, eşi ev hanımı bir de otuzlu yaşlarda oğulları vardı. O da babasına yardıma gelmiş. Planım Tibet halkından insanlarla tanışmak ve dini ritüelleri öğrenmekti. Hem bunları gerçekleştirdim hem de şifalanmak için kullanılan masaj tekniklerini öğrendim. Hayat nelere kadir. Masaj eğitimim bittiği gün Dalai Lama’nın geleceğini öğrendim. Tabi çok heyecanlandım ve beklemeye karar verdim. O gün bir de eve üç gezgin gelince heyecanım daha da arttı, daha da mutlu oldum. Gezginleri de ikna ederek 3500 metreye( Dharamsala’nın en yüksek tepesi) yürümeye karar verdik. Sabah yola çıktığımızda hava güneşliydi ama tırmandıkça soğudu derken hava kararınca yağmur başladı ve en son çadırları kurduğumuzda dolu yağıyordu. Bu tepede iki gün kaldıktan sonra geri dönüp Dalai Lama’nın dört günlük eğitimine katıldık. Eğitim bitince Rişikeş’e gidip yoga eğitimi alacaktım ama otobüs bileti bulamayınca, ‘hayat beni başka bir yere sürüklüyor’diye düşündüm. Ve kendimi tekrar Delhi’de, ertesi günün sabahında da Chennai’de buldum. 

Artık bir aşramda(yoga yapılan yer) kalıp yoga yapmak istiyordum. İnternet bulur bulmaz Chennai bölgesinde aşram araştırmaya başladım. 2-3 km yakında ki bir aşrama gitmek için yürümeye başladım. Meğer harita beni yanlış yere yönlendirmiş. Tehlikeli bir yola girdiğim hissi geldiği anda arkamda iki polis memuru bitiverdi. Yasaklı ve tehlikeli bir bölgeymiş. Konuşmamızı bittiğinde bir yerlerden silah sesleri geliyordu. Hemen koyuldum ve tuktuka bindim. Binmeden önce pazarlık yapmam gerektiğini bildiğim için pazarlığa başladık. Fakat inerken, anlaştığım miktardan çok fazlasını istedi. Bağırış çağırışlarla biraz daha fazla para vererek kurtuldum adamdan. Bir de ne farkedeyim,  gelmek istediğim yerden başka bir yere getirmiş beni. Neyse dedim, hayat bana başka bir yol çiziyor. Kalp meditasyonu aşramı imiş geldiğim yer. Yöneticilerle konuşutum ve kalmak istediğimi söyledim. Önce izin verdiler ama birkaç saat sonra yönetici beni çağırıp kalamazsın artık gitmelisin dedi. Eşyalarımı toplayıp aşramdan çıktım. Yine problemlerle birlikteyim: Günlük harcamam gerekenden fazla para harcamıştım kalacak yerim yoktu ve internetim de yoktu. Güneşin kavurucu sıcağında sırtımda 20kg önümde 8kg çantalarla yürüdüm, yürüdüm. Kilometreler sonra bir internet kafe buldum. Auroville diye bir yer buldum. Kafe sahibi bana düzgün bir taksi ayarladı ve  Auroville’nin tamil dilindeki karşılığını yazdığı kağıt parçasını elime tutuşturdu. Böylelikle Auroville’ye giden son arabaya yetişebildim.

Uzun süren bir yolculuktan sonra burası Auroville deyip beni indirdiler. Gece 10 sularıydı. Otobüs kaçırırım diye bir şey yemek ve içmek için inmemiştim o yüzden aç ve susuzdum. Ayrıca internetim de yine yoktu. Bir yandan kalacak otel bakarken bir yandan da yiyecek bir şeyler arıyordum. Oteller normalden çok pahalı olduğu ve beni kandırmaya çalıştıkları için hiç düşünmeden reddediyordum. İnterneti kullanacağım bir restoran bulduğumda hemen couchsurfing’le bu çevrede yaşayan ve evini gezginlere açan birileri var mı diye araştırdım. Birkaç kişiye mesaj attım ve İspanyol diye hatırladığım bir amca ve kız kardeşi bana evlerini açtı. İki gece üç gün orada kaldıktan sonra Madurai’ye doğru yola çıktım. 

Auroville’deyken Madurai’nin pek çok ödül almış, en iyi yoga üstadının öğrencilerinden biriyle tanıştım. Onun isteği üzerine Auroville’den otobüsle Madurai’ye geldim. Zar zor iletişim kurarak evine kadar geldim. Evinde üç tane daha gezgin ağırlıyordu. Ben Tayvanlı bir arkadaşla aynı odada kaldım. Madurai’deki ev sahibimiz üç gün boyunca bizi güzel ağırladı yemek yedirdi gezdirdi ve en son olarak da beni yoga üstadı ile tanıştırdı. Tayvanlı arkadaşı da yanımıza alarak görüşmeye gittik. Bir gün onun yanında ders alarak şereflendirildim. Madurai’den ayrılacağı için  Thirumoorthy’deki büyük aşramda onun gurusunun olduğu yere gitmemi tavsiye etti ve bana oraya girmem için referans oldu. Ben de en sonunda bir guru ve aşram bulduğum için mutlu ve tatlı bir heyecanla yola koyuldum. Ve saatler sonra Thirumoorthy’de idim.

Thirumoorthy’deki aşrama varmak üzereydim. Bu bölgede benden başka turist yok o yüzden herkes bana şaşkın şaşkın bakıyordu. Bakışlara aldırmadan kalacağım aşramın tamil dilindeki yazılı adresini sora sora dolanıyordum. Birkaç yol tarifinden sonra aşrama vardım. Beni bahsettiğim kadın yoga üstadımın yanına götürdüler. Onunla neler yapacağımı ve neler yapmak istediğimi biraz konuştuktan sonra kundalini çakrasının gurusu olarak bilinen kişinin yanına gittik. Yogininin ona anlattıklarını benim gözlerimin içine bakarak dinledi ve sadece şunu söyledi, ’14 gün burada kal, ben seni bizzat eğiteceğim.’ 14 günümü enerji çalışmaları, şifa çalışmaları, yoga yaparak geçirdim. İlk defa bir yabancının bu aşramda kalmasına izin verildiğini öğrendim. İnisiyasyonlar, çakra dengeleme çalışmaları yaparak günlerimi geçirirken yogininin ‘ağabey’ diye hitap ettiği başka bir yogi üztadı aşrama geldi. Beni onla tanıştırdıklarında ‘sen benim Türkiye’deki oğlumsun, ben seni kendi evimde eğiteceğim  ve yoga yaşamını göstereceğim gel benimle’ dedi. Belli ki hayat beni yine bir yerlere götürüyordu. Eğitimimin bittiği gün çok cüzi bir miktar para vererek oradan ayrıldım  ve heyecanımı da yanıma alarak Dindigul’daki yoga üstadımın yanına gitmek üzere yola çıktım. 

Aşramdan çıktığımda elimde yine gideceğim adresin tamil dilindeki yazılmış adresi. Otobüsü bulmakta çok zorlandığım için köy yollarından gitmek istediğim adrese otostopla vardım. Yoga üstadım hiç evlenmemiş hayatını yogaya adamış biri. Tüm köy halkına İngilizce, matematik ve yoga öğretmiş ve öğretmeye devam ediyor. Baktığı onlarca çocuk vardı. Eğitim haricindeki diğer zamanlarımı o çocuklardan biri ile geçirdim. Birlikte yedik eğlendik motora bindik yakın yerlerde dolaştık. Kültür paylaşımı yaptık. Eğitimin devam ettiği günler boyunca yoganın sadece egzersiz olmadığını yaşamı şekillendirdiğini gördüm. Ve Türkiye’ye gidince bu yaşamı devam ettirmeye karar verdim. Birlikte diwali bayramını kutladık güzel ve eğlenceliydi. İstediğim eğitimleri almıştım ve artık gitme vakti gelmişti. Sadece yediğim yemeklerin ücretini ödeyerek oradan ayrıldım. Kumbakonam’a Dorn Method’unun Hindistan’daki ilk temsilcisinin yanına eğitime gittim. Aşramdaki yoga üstadımın yardımı ile Dr. Subashi Mani ile tanışma ve ondan eğitim alma şerefine layık oldum. 

Yine bir yolculuk sonucunda Kumbakonam’a vardım. Gezginlerin bulunmadığı bir yer olduğu için sadece oteller vardı. Ucuz bir otel ayarlayıp gezmeye çıktım. Kavurucu sıcağın altında doktorun gelmesini beklerken insanların şaşkın bakışlarına aldırmadan gezdim. Doktor ertesi günün sabahında beni otelden alıp eğitimin olduğu yere götürdü. Eğitim Tamil dilindeydi ama bana, ‘teorik derste gözlerini kapat ve sadece dinle, anlamaya başlayacaksın.’ Dediğini yaptım, sadece dinledim. Biliyordum ki dersten sonra bana anlatacaklar. Dersin İngilizcesi bana anlatılırken anladım ki ben konuyu hiç bilmediğim bir dilde dinlememe rağmen anlamışım. Bunun nasıl gerçekleştiğini hala bilmiyorum. Doktor, ne olur ne olmaz diye her eğitim sonrasında hem teorik hem de pratik dersleri İngilizce olarak tekrar anlattı. Kaldığım oteli beğenmedikleri için beni doktorun kaldığı otele yerleştirdiler. Hep şöyle diyorlardı, ‘sen endişelenme her şeyi biz hallederiz’. Oradaki eğitimden sonra ikinci eğitimimi almak üzere Chennai’ye, doktorun şifa merkezine gittik onunla birlikte.

Şifa merkezinde yattım kalktım, terapistlerle birlikte terapi yaptım asistanları oldum ve böylece aldığım birinci seviye Dorn method eğitimini içselleştirdim. İkinci eğitim başlayana kadar zamanımı terapistlerle geçirdim. Hindistan’ın her sokağı farklı bir dil farklı bir din farklı bir kültür olduğu için Chennai sokaklarında keşif yaptım. Bir süreliğine  Hindistan’ın silikon vadisi olarak bilinen Bangalure’a, gittim. Chennai’de tanıştığım terapistlerin şifa merkezinde kaldım. Yine şifa üzerine eğitimler aldım. Bir çok terapistten pek çok farklı konuda günlük eğitimler aldım. Onların yanından bir kaç günlüğüne ayrılıp meditasyon aşramlarına gittim. Farklı meditasyon türlerinin teorik olarak öğrenip az da olsa pratik yapma şansım oldu. Bangalure’deki eğitimim ve gezim bittikten sonra ikinci eğitimi almak üzere tekrar Chennai’ye döndüm ve oradan uluslararası Dorn Metod konferansına katıldım. 2. Eğitim ,sırasında doktora Hindistan için ayırdığım tüm paranın bittiğini ve böyle giderse Tayland’a gidemeyeceğimi bu nedenle de masaj eğitimini alamayacağımı söylemiştim. Her Hintlinin dediği gibi endişelenme dedi ve beni dersin gerçekleştiği salonda tüm terapist öğrencilere anlattı. Üç kişi elini kaldırdı, tüm eğitim masraflarımı karşılayacaklarını söylerek bana burs verdiler. Bu sayede konferansın bittiği gün hem gezme hem de eğitim alma hayalimle birlikte Tayland’a uçabildim.