Kırgızistan Macerası

(2018)

33 gün Kırgızistan’daydım. 33 gün boyunca yürüyerek ve otostop ile gezdim. Yerel insanların evlerine misafir oldum, göçebe çadırlarında kaldım, çadırlarının yapımına yardım ettim. Bu yolculuk yüzlerce Kırgızı tanımam ve dost olmamı sağladı. Gezdiğim onca gün sonunda bu ülkeyi şöyle özetleyebilirim; İlk olarak biriyle tanıştıklarında doğal olarak nerelisin diye soruyorlar cevap olarak Türkiye’den geldiğimi duyduklarında ise müslüman mısın namaz kılıyor musun diye soruyorlar. Yok kılmıyorum dediğim zaman bazıları direkt kafir gözüyle bakıyor. Ve bazı Kırgızlar Arapların gelenek ve göreneklerini özümsemişler. Takke takıp ellerinde tespih ile gezen bir kesim Kırgız var. Bazı şaman geleneklerini hala sürdürüyorlar. Mollalara, din adamlarına para vererek onlar için dua etmelerini isteyen çok büyük bir nüfus var. Türkçeyi öğrenmek isteyenler ve Türk dizilerini izleyenler çok fazla. Hemen hemen herkesin Türkiye ile bağlantısı var bu nedenle belki bir gün görüşürüz diye herkes benim telefon numaramı aldı. Param az ve yürüyerek geziyorum deyince genelde herkes yemeğini, evini, arabasını paylaştı. Kaldığım bir köyde benim için koyun kestiler. Bir ara sabahtan akşama kadar kımız içiyordum 😊 Asimile olmuş Kırgızların dışında kültürlerini, yemek ve yaşam stillerini koruyan bir kesim de var. Ama bir yandan da hayata bakış açıları kısıtlı. Diğer ülkeleri gezip görmeleri, kültürleri tanımaları ve farklı bakış açısına sahip kitapları okumaları gerekiyor. Bağımsızlıklarını kazanmalarına rağmen hala Rus etkisi altındalar. Şu an bile Rus kanalları izleyip, Rusça kitaplar okudukları için kendi kültürlerini yok sayıyorlar. Bu yüzden büyük bir kesim Kırgız gibi değil de Ruslar gibi yaşıyor. Ama ben genel olarak iki kesimi de sevdim, yaşadığım iyi ve kötü tecrübeleri düşündüğümde iyi ki gelmişim iyi ki bu insanları tanımışım diyorum.