Kore’de otostop ile gezmek

Seul’de ki bir ayımı bitirdikten sonra otostop ile illeri gezmeye karar verdim. İlk olarak Seul’den otostop ile nasıl çıkacağımı bulmam gerekiyordu. Otostop çekeceğim alana tren ile gidebileceğimi buldum ve yola çıktım. Tren de ki bir yaşlı bastonlu teyze tam durağımda kolu kaptı ve birlikte yürümeye başladık. Elinde ki bastonla önümüze gelenlere vurarak hızlı hızlı yürüdük. Bir süre sonra birkaç orta yaşlı insanla konuşup para aldı. Ve elimi hala bırakmadan yürümeye devam ediyoruz… Yarım saat sonra otobüs durağına geldik o oturuyor ben ayaktayım ve hala elimi tutuyor. Zar zor ikna ederek elinden kurtuldum saygıyla bana teşekkür etti ve ondan ayrıldım. İlk durağım olan Daegu’ya doğru yola yola çıktım. İlk birkaç dakika içinde bir arkadaş aldı. 50 km gibi gittik ve indim tekrar elimi kaldır başka bir araç aldı ve onla biraz daha fazla gittik. İngilizce konuşmak için aldığını söyledi. Bir kafe sahibiymiş. Sohbet ederek yol aldık onun kafesine gittik. Biraz daha sohbet ettikten sonra sen Türkiye’den geliyorsun ve Türkiye kardeş ülke ve ben sana bu nedenle otobüs bileti almak istiyorum dedi. Almaması için ikna etmeye çalıştım ama yine de aldı ve beni otobüs ile gönderdi. Bir Amerikalı çiftin evinde 3 gece kaldım. Bisiklet sürdüm sokaklarını dolaştım. Son gün dağa çıkayım dedim otobüs ile girişe kadar gittim ve oradan yürümeye başladım. Yürüyenlerden ben haricimde en gen 60 yaşlarında idi. Dağın zirvesinden inen 70 li ve 80li insanları görünce bende yürürüm dedim. Ama yürüyemedim arabayla çıkan bir yaşlı çift görünce el ettim ikna ettim ve birlikte bir yere kadar çıktık. Sonra birlikte piknik yaptık. Ve tepeye kadar birlikte yürüdük. O günüde öyle geçirdim ve ertesi gün gitmek vaktiydi. Birkaç kilometre yürüdükten sonra tekrar otostop çektim ve anlaşmak zor olduğu için onlar nereye gidiyorsa tamam diyerek alan kişilerle birlikte yol aldım. Alanlardan biri öğretmendi ve onla okulunda bir etkinlik varmış onu görmeye gittim. Beni yedirdiler içirdiler ve oradan ayrılıp tekrar yürüyüp tekrar arabalara bindikten sonra Gyeongju’ya vardım. Festivalin olduğunu öğrendim ve direk festival alanına gittim. Çantamı bir ağacın altına bırakarak gezdim ve gezdim. Akşam köprü altına çadırımı kurdum. Güzel bir uyku çektim. Ve kimsenin rahatsız etmemesinden dolayı bir gece daha kalmak istedim ve herşeyi öyle orada bırakarak tüm gün yine gezdim. Gece oldu tekrar yattım ama bu sefer doğa ana tüm gece süren yağmur sesiyle beni uyutmadı. İyi ki uyumamışım gece kafamı çadırdan çıkardım ve suların taştığını sel olduğunu gördüm. Birkaç saat içinde benim bulunduğum yerde su olacaktı. Apar topar toplandım ve kendime çardak aradım. Sabaha karşı bir çardak buldum orada yağmurun dinmesini bekledim. Şuan kaldığım yerin sahibi, 72 yaşında bir amca, onla haberleştim ve beni evine götürdü. 150 yıllık geleneksel bir çiftlik evinde 10 gündür kalıyorum. Onlarla Ulsan ve Busan’a aile ziyaretine gittik. Bahçelerinde bir çiçek ektik. Şimdi ise tekrardan Seul’e geri dönme vakti geldi. Ve bir ay sonra kısmetse Malezya ve oradan Tayland…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.