Özbekistan Macerası

Bengi ile Pamir rotasını bitirdikten ve Duşanbe’de iki gün kaldıktan sonra Özbekistan’a geçmeye karar verdik. Ve otostop ile Semerkand’a vardık. Hostellerin bu kadar pahalı olduğunu bilmiyorduk bu nedenle ilk gün parka çadır kurduk. Çadır kurarken polisler geldi. Biz düşündük ki buradan kaldırın diyecekler ama onlar bizi çok şaşırttı ve çadırınızı biraz daha aydınlığa koyun ki sizi görelim böylelikle sizi alkollü insanlardan koruyabilelim dediler. ilk günü böylelikle atlattık ama meğer 72 saat içinde bir hostele gidip kayıt yaptırmamız gerekiyormuş(devletin saçmalıkları). Ve her kayıtta 2 dolar devlete vergi(haraç) verecekmişiz. Hostel sahipleri de kayıt yaptırmamız gerektiğini bildiklerinden dolayı hostel fiyatları 3-5 dolar olması gerekirken en düşük hostel fiyatını 10-15 dolar yapmışlar. 2 dolarımızı verelim kayıt olalım ama hostelde kalmayalım dediğimizde de 5 dolar verin bunu kabul edelim dediler yani böyle çıkarcı olmuşlar. Bende çözümü 2 gün dışarıda yatarak 3. gün hostele yerleşerek bulmuştum. Tarihi yapılar arasında güzelliklerine şaşırarak gezerken her ülkede olduğu gibi taksicilerin sesiyle bu hayali dünyamdan da uzaklaşıyordum. Semerkand’ın güzelliklerini bir kenara bırakıp Bukhara’ya otostop çekerek gittik. Burada da genelde her araba taksi oluyor ve binerken para istiyorlardı. Neyse ki özbekçe konuşarak halleniyorduk bu durumu. Bukhara’da da 3 gün gezdik. İlk gün kayıt için hostelde kaldık ama diğer 2 gün tacik olan bir arkadaş sayesinde bir kervansarayın odasında kaldık. Khiva’ya da otostop ile gittik 2 günde orada kaldıktan sonra Bengi tren ile Taşkent’e geçti. Ben ise otostop ile tekrar Bukhara’ya vardım. Orada bir gece kaldıktan sonra ertesi gün tekrar yola çıktım bu sefer istikamet Şehr-i Sebz. Gerçekten gitmenizi tavsiye ediyorum. Orada bütün gün gezdikten sonra hiç kalmadan yoluma devam ettim. Şehr-i Sebz’den Taşkent’e giden yol meğer dağ yoluymuş. Ve bindiğim araba da dağa çıkıyormuş. Yolda bir yerde bıraktı beni. Hava soğumaya, rüzgar esmeye başlayınca otostop çekmeyi bıraktım kendime yer aramaya başladım. Karanlık çökmeye başlamıştı ki ağaçlar arasında iki odalı bir ev gördüm ve kapısı da açık. Hemen girdim içeri selam vererek. Birbirimizi çok zor görüyorduk çünkü elektrik yoktu. Az çok özbekçe konuşarak oranın işçilere ait bir yatakhane olduğunu anladım. Bana hemen yemek ve yata verdiler. O kadar yorgunluktan sonra hemen yiyip yattım. Sabah erkenden tekrar yola koyuldum Taşkent’e. Taşkent’e vardım oradan Charvak gölüne gittim çadır kurdum. Chimgan köyünde vakit geçirdim. Kırgız köyleri olsa kesin misafir ederler düşüncesi ile gezerken bir Kırgız köylü ile karşılaştım hemen sofrasına davet etti yedik içtik sohbet ettik. Özbeklerde ben hiç misafir perverlik görmedim.(hayal ettiğim Özbekler böyle değildi.) Birkaç gün geçirdikten sonra tekrar Bengi ile buluştuk. 5-6 gündür bir hostelde zamanımızı kitap okuyarak, yoga yaparak geçiriyoruz. Ben birkaç güne Kore’ye uçuyorum. Kore’de görüşmek üzere…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.