Tayland 2018 ilk kısım

2 Aralık günü Tayland’a Malezya sınırından karayolu ile girdim. Malezya tarafında çok yağmur vardı ve bu beni otostop çekerken telaşlandırıyordu. Çünkü yağmaya başladı mı bardaktan boşalırcasına yağıyordu. Ben yinede sabahın 8 inde yola çıktım. Birkaç araba değiştirdikten sonra son arabanın benim için 40km fazla gidip beni sınıra bırakmasıyla saat 13 gibi sınıra vardım. Tayland sınır görevlisinin benimle muhabbeti sen Yahudi misin? Biz Yahudileri sevmeyiz. Oo sen müslümansın o zaman hadi git namaz kıl. Böyle garip bir muhabbetten sonra Tayland’a giriş yaptım. Bu bölge müslüman bölge halkın %80i veya daha fazlası müslüman. Yanlışlıkla Arabistan’a mı ışınlandım acaba diye düşündüm. Daha bir iki yaşında ki küçük kız çocukları tesettürlü, küçük erkek çocukları sarıklı. Herkes sarıklı cübbeli peçeli… Otostop çekiyorum kimse ne yaptığımı anlamıyor tabi ki. Bir kara çarşaflı çocuğu olan bir abla durdu. Nereye gideceksin diye sordu. Ben Yala’ya gideceğim, sen nereye gidiyorsun diye sordum. Eve diye cevap verdi. Evin hangi il diye soruyorum ama sen Yala’ya gideceksen otobüse bin, trene bin deyip duruyor. Baktım konuşma uzuyor ben yürümeye başladım abla arkamdan arabayla yavaş yavaş geliyor. Yine yanımda durdu trene bin dedi. Ben yürümeye devam ettim. Bu olay 5 defa sürdü. Ben en sonunda haritada Yala’nın yakınlarında ki başka bir ili söyledim. Aa ben oraya gidiyorum gel götüreyim dedi. En sonunda anlaşabildik. Tabi bu konuşmalar Google sözlük ile oluyor. Ne o ingilizce biliyor ne ben tay dilini. Kendisi meğer polis veya onun gibi birşeymiş. Zar zor anlaşarak kendimi arabadan indirttim. Hemen başka bir araç durdu onla da aynı muhabbetler otobüse bin trene bin vs.. Böyle bir araba ve motora binerek Yala’ya vardım. 2 gün ingilizce öğretmeninin evinde kaldım. Burası da olmak üzere birkaç eyalet kara paranın uyuşturucunun ve bazende müslümanlar ile Budist veya devlet arasında savaş olan yermiş. Yağmurun çok yağması ve trenin bir dolar olmasıyla tren seyahati ile Phatthalung’a gitmeye karar verdim. Tren 4 vagon ilk vagon ve son vagon askerlerle dolu. Askerler bizi korumak için hergün bu seyahati yapıyorlarmış. Phatthalung’da 2 gün genelde turistlerin gitmediği yerlere giderek vakit geçirdim. Phatthalung’dan otostop ile bir sonraki ile gitmeye karar verdim. Şanslıydım oraya çok hızlı vardım. Ben de bir sonraki yere gideyim dedim. Telaffuzu zor olan bir yerdi. Alan arabalara söyleyemediğimden dolayı onlar nereye gidiyorlarsa ben de oraya gidiyorum dedim. Ve inmek istediğim yerde inemediğim için sadece telaffuzu kolay olan hua hin şehrini söyleyebildim. Gecenin 10 unda beni oraya bıraktılar. İlk iki gece hostelde kaldım. Sabahtan akşama kadar oraları gezerken barda çalışanlarla tanıştım. Arkadaş oldum. Herkes bara girmek için birşeyler içmeleri gerekirken ben onların daveti ile öğlen ve akşam yemekleri yemek için gittim. Çadırımı kurduğum günün gecesi hayatımın en korkunç gecesi idi. Aşırı derecede yağmur ve fırtına. O fırtınadan dolayı çadırım kırıldı. Tüm eşyalarım ıslandı. Toparlayabildiğimi toparlayıp çadırımdan çıktım. Geceyi o barın sandalyesinde uyuyarak geçirdim. O gece her tarafı sel götürdü. Sabah uyandığımda sudan eser yoktu. Otostop ile başka bir yerlere gideyim derken alan aracın sahibi abla gel bizde kal bu gece 2 çocuğum 8 kedim 2 köpeğim var dedi. Ben de tabi ki kalırım dedim. Aile ile çok güzel vakit geçirdim. Hiç bir yabancının olmadığı yerlerde gezdik. Ertesi gün ayrıldım oradan şimdi ise çok değişik otostop yolculuğu ile Ayutthaya’dayım. Birkaç güne Chiang Mai’ye gideceğim ve eğitimlerim başlayacak.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.